Yeme Bozuklukları

En son güncellendiği tarih: 18 Ara 2018



Yeme bozuklukları ciddi davranış bozukluklarıdır. Aşırı besin tüketimi veya yeterli besin tüketilmemesinden dolayı yeme bozuklukları oluşur. Genellikle kadınlarda daha sık gözlemlenir. Yeme bozuklukları için özgün bir neden bilinmemektedir. Diyet yapma davranışının yeme bozukluğunun gelişimine yol açan ortak uyarıcı olduğu vurgulanmaktadır. Biyolojik yatkınlık psikolojik predispozisyonlar ve sosyal sorunlar bazen diyet yapma davranışına yol açmakta ve açlığın etkileri, kilo kaybı ve beslenme sorunları ile birlikte psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Modern toplumlarda ince bedene sahip olmak kabul görmektedir. İsteyerek diyet yapanların çoğunluğu daha çekici olma amacındadır. İsteyerek diyet yapanların bir diğer grubu mankenler, dansçılar, balerinler, sporcular, jokeyler gibi iş yaşamlarında rekabetin önemli olduğu kişilerdir ve yeme bozuklukları geliştirme riskleri yüksektir. Bazı kadınların profesyonel ve sosyal taleplerle başa çıkamayıp, çatışma yaşadıkları ve bedensel uğraşlara yönelerek diyet yaptıkları varsayılmaktadır.

Anoreksiya Nervosa: Anoreksiya nervoza psikolojik kökenli basit bir iştahsızlık değil, belirgin ölçüde ağırlık vermeye yönelik davranış biçimi, şişmanlamaktan aşırı korku ile karakterize olmuş bir hastalıktır. Anoreksiya nervozalı hastaların vücut ağırlığı ve vücut biçimleri ile ilgili aşırı zihinsel uğraşları vardır. Hastalar karbonhidrat ve yağ içeren gıdalar başta olmak üzere gıda alımını tamamen azaltır. Karbonhidratlı yiyecekleri saklar, cepte, çantada taşıyabilir. Kilo almadığına inanmak için aynaya uzun uzun bakar. Bazıları kendini tamamen şişman algılarken bazıları zayıf olduğunu, ancak karın, baldır, kalça gibi bazı bölgelerin şişman olduğunu kabul eder. Zayıflıklarının tehlikeli boyuta geldiğinin farkına varmaz. Çok fazla hareketlidirler ve egzersizler yaparlar. Kendilerinin etkisiz olduğunu hisseder, kilo kaybetme etkileyici bir başarı demektir ve öz saygıları ile kontrol duygusunu güçlendirir. Kendilik değerleri zayıflıklarına bağlıdır. Tedavi talebi azdır. Sıklıkla cinsel uyum kötüdür. Çoğu anorektik ergenin psikososyal cinsel gelişimi gecikmiştir ve erişkinlerde hastalığın başlaması ile cinselliğe ilgi çok azalmıştır. Bu hastalar şişmanlamaktan aşırı korktukları için yemek ataklarından sonra kendilerini kusturma, laksatif ve diüretik kullanma sıktır. Az yemek yemelerine rağmen yemeği hazırlama ve pişirmeyle obsesif şekilde uğraşırlar. Yemek tarifleri toplar, aileleri için özel yemekler yaparlar. Bu değişiklikler, açlık durumu veya çıkarma davranışlarına bağlıdır ve geri dönüşümlüdür. Kan tablosundaki bozukluklar görülür. Çıkarma davranışları sonucu düşük potasyum düzeyleri gelişir. Bu durumda kalple ilgili sorunlar çıkabilir. Elektrolit bozukluğu olanlarda güçsüzlük, uykuya eğilim, kalp ritim bozuklukları vardır. Kalp ritmindeki bozukluklar kalp durmasına yol açarak ani ölüm nedeni olabilir. Karaciğerde yağlanma görülebilir. Serum kolesterol düzeyleri yükselebilir. Diş çürümeleri, kuru cilt, tüylenme, osteoporoz, kırıklar, midedeki boşalmanın gecikmesi, kabızlık, tiroid metabolizmasının düşmesi, düşük beden ısısı diğer biyolojik komplikasyonlardır.

Bulimiya nevroza: Bulimiya nervoza aşırı yeme atakları ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu bir yeme bozuklukları tablosudur. Belirli bir zaman diliminde aynı zaman ve koşullarda çoğu insanın yiyebileceğinden çok daha fazla yiyebilirler. Atak sırasında yemeyi kontrol edememe duygusu yaşarlar. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiya nervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurur. Ancak bu tabloda farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır. Bulimiya nevroza zaman zaman tekrarlanan aşırı yemek yeme durumudur. Hasta yeme krizi sırasında kontrolden çıkar ve kriz sonrasında kilo almaktan kurtulmak için bir süre hiç yemek yemez veya çeşitli yöntemler kullanarak yediklerini çıkarmaya çalışır. Kadınlarda erkeklere göre 10 kat daha fazla görülür. Yeme-çıkarma olayı ağırlaşabilir, daha sık ve kontrolsüz bir hale gelebilir. Kişilerin bu yeme - çıkarması psikolojik sorunları çözemeyeceklerini düşünmelerinden ve kilo takıntıları olmasından da kaynaklanmaktadır. Bulimiklerin kendilerine güvenlerini yitirmiş kişiler oldukları da unutulmamalıdır. Kendilerini vücut ölçüleriyle kanıtlamaya ve sevdirmeye çalışırlar. Ne kadar zayıf olurlarsa o kadar takdir edilecekleri düşüncesi kanısındadırlar.

Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu-Oburluk: Anoreksiya nevroza ya göre 5 Blumia nevroza ya göre 2 kat daha yaygın olarak obez bireylerde ağırlık kaybı tedavisi sırasında daha yüksek oranda görülmektedir. Obezie tedavi sırasında fazla enerji alımına neden olan oburluk tedavide başarısızlığı beraberinde getirir ve tedavi süresinin uzamasına neden olmaktadır. Araştırmalar obur bireylerin daha inandırıcı diyet yaptığını daha fazla yiyeceği diyetten çıkarttığını fakat daha az fiziksel aktivite yaparak kendilerini daha az izlediklerini göstermektedir. Normal ağırlıkta, fazla kilolu veya obez olabilmelerine karşın bu bireylerde dikkati çeken önemli sağlık sorunları oluşmayabilir. Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin harcanandan fazla olmasından kaynaklanan kronik bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Obezite çoğunlukla 4–11 yaşlarında başladığı ve erişkinlik döneminde de devam ettiği, bu nedenle obeziteden korunma ve tedavisinin büyük önem taşıdığı belirtilmiştir. Obezite yeme bozukluğu gelişimi açısından önemli bir risk faktörüdür. Yapılan çalışmada da tüm obezlerin yaklaşık % 10’unda yeme bozukluğu saptanmıştır. Bunun yanında tıkınırcasına yeme bozukluğunda, kontrolsüz yemek yeme ve sonuç olarak kilo alma eğilimi görülmektedir. Tıkanırcasına yeme bozukluğunda müshil kullanımı, kusma ya da aşırı egzersiz yapma gibi olumsuz davranışların görülmediği ifade edilmiştir. Ergenlik döneminde kızlar arasında yeme bozuklukları yaygın olduğu için bu dönemdeki öğrencilerin beden imgelerine ve ağırlık kontrollerine ilişkin görüşleri, duygusal durumlarıyla yeme davranışlarının etkileşimi üzerinde durulmuş, bu tutum ve davranışların cinsiyet ve beden kütle indeksine göre farkını belirlemek amaçlanmıştır.

Gece Yeme Sendromu: Bu bireyler gün boyunca yemek yemelerini kısıtlamakta ve geceleyin bunu telafi edercesine yemek yeme eğilimindedirler. Bu davranış paterni sıklıkla uyku problemlerine neden olur. Bu tip yeme davranışına emosyonel ve biyolojik faktörler (stres, uyku ve açlıkla ilişkili hormonlar) katkıda bulunmaktadır. Bu bireylerde akşam ve gece geç saatlerde yemek yeme hoşnutluktan ziyade gerginlik, suçluluk, utanma duygularına yol açmaktadır. Uykuya dalmakta ve sürdürmekte güçlük vardır.

Ortoreksiya Nervoza: Tüketilen yiyeceğin kalitesi, saflığı ve sağlıklı beslenme konusunda aşırı uğraşın ön planda olduğu ortoreksiya nervozada literatürde yerini almaya başlayan bir yeme bozukluğu tipidir. Sağlıklı beslenme konusunda katı kurallarla aşırı uğraşı bu hastaların zamanlarının çoğunu kaplamaktadır ve sosyal işlevlerin bozulmasına yol açabilmektedir. Ortoreksiya nervoza bu açıdan obsesif kompulsif bozuklukla benzerlik göstermektedir.

Ortorektik bireyler ayrıca besin hazırlama sırasında kullanılan yöntem ve materyaller hakkında endişe duymakta bu nedenle farklı besinlerin tüketimini bileşimlerine veya hazırlanma şekillerine göre reddetmektedirler. Ortoreksiya sonucunda sadece çiğ sebzelerle beslenme ve yemeklerini belirli bir renkte yeme konusunda ısrar etmeye dayanan çeşitli davranışlar sergilenmektedir. Bu nedenle ortoreksiya nervoza, bireyin sadece sağlıklı beslenme konusunda obsesif olması değil, aynı zamanda belirli pişirme yöntemlerini kullanması ve sadece belirli besinlerle beslenmesi anlamına gelmektedir. Ortorektikler, mükemmelliğe ulaşma çabalarından ötürü diyetlerini giderek kısıtlama eğilimi göstermektedirler. Bu nedenle ortorektik bireylerin besin çeşitliliği oldukça azalmakta ve bunun sonucunda malnutrisyon gelişebilmektedir. Malnütrisyona ek olarak, osteoporoz, menstrüasyon siklusunun bozulması ve kan basıncındaki aşırı düşmeye bağlı kalp sorunları da ortaya çıkabilmektedir. Ortoreksiyanın temelinde öncelikle sağlığın geliştirilmesi, bir hastalığın tedavisi veya ağırlık kaybetme amacı yer alırken sonrasında bu beslenme tarzı ortorektik bireylerin hayatlarındaki en önemli bölümü oluşturmaya başlamaktadır. Böylece sağlığı korumak ve iyileştirmek için sağlıklı beslenme takıntısı yaşamaktadırlar.

Kaynakça

Altunkaynak, B., & Özbek, E. (2007). Obezite: Nedenleri ve Tedavi Seçenekleri. Dicle Tıp Dergisi, 144-149.

Kaya, N., & Çilli, A. S. (1997). Anorexia nervosa. Genel Tıp Derg.

Kızıltan, G., Karabudak, E., Ünver, S., Sezgin, E., & Ünal, A. (2005). Nutritional Status of University Students with Binge Eating Disorder. Ankara Üniversitesi Tıp Mecmuası, 167-171.

MANER, D. D. (20001). Yeme Bozuklukları.İstanbul.

Sofka, D., Holt, K., Barlow, S. E., & Trowbridge, F. L. (2002). Management of Child and Adolescent Obesity: Study Design and Practitioner Characteristics. Pediatrics,. 205-209.

T.Léonard, Foulon, C., & Guelfi, J. D. (2005). Troubles du Comportement Alimentaire Chez L’adulte. EMC-Psychiatrie.

Yeme bozuklukları.http://www.turkpsikiyatri.org/: http://www.turkpsikiyatri.org/arsiv/userupload/5faaf57382/YEME%20BOZUKLUKLARI.pdf adresinden alınmıştır.

Zincir, S. B. (2014). Yeme Bozukluklarında Nöroendokrin ve Moleküler Etkileşimler.

0 görüntüleme
  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon

0541 417 79 94

0242 316 63 00

 © 2018 by MSc, Tugba Kaslioglu

  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon